kooperatifi zarara uğratmanın cezası nedir

T.C.
YARGITAY
23. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/2548
K. 2012/4223
T. 14.6.2012
• KOOPERATİF YÖNETİM VE DENETİM KURULU ÜYELERİNDE KARŞI AÇILMIŞ TAZMİNAT DAVASI ( Yükümlülüklerini Yerine Getirmedikleri ve Kusurlu Oldukları İddiası – Mahkemece Atıfta Bulunulan Bilirkişi Raporlarının İddia ve Savunmaları Karşılamadığı )
• DAVALILAR HAKKINDA CEZA DAVASINA AİT ZAMANAŞIMI SÜRELERİNİN UYGULANMASI ( Davalıların Eylemlerinin Birden Fazla Olması Nedeniyle Her Eyleme Göre Belirlenecek Zamanaşımı Süresinin Ayrı Belirleneceği – Zararın Tek Eylemden Kaynaklanmadığı )
• ZAMANAŞIMI SÜRESİ ( Davalılar Hakkında Aynı Zamanda Ceza Davasının da Bulunduğu – Ceza Davasına İlişkin Daha Uzun Süreye Tabi Zamanaşımının Uygulanabileceği/Ancak Tüm Eylemlerin Tek Zamanaşımı Süresine Tabi Tutulamayacağının Kabulü )
• ZARARLARIN TEK EYLEMDEN KAYNAKLANMADIĞI ( Davalıların Tüm Eylemlerinin Tek Zamanaşımı Süresine Tabi Tutulmasının Yerinde Olmadığı – Zararın Hesaplanmasında Yönetim ve Denetim Kurulunun Görev Sürelerine Dikkat Edileceği/Tazminat )
• ZAMANAŞIMI SÜRELERİNİN AYRI AYRI BELİRLENMESİ ( Davalı Eylemlerinin Ceza Kanunun Hangi Maddesine Temas Ettiği ve Bununla İlgili Zamanaşımı Süresinin Ne Olduğunun Ayrı Ayrı Tespit Edilmesi Gereği – Zamanaşımı Yönünden Hata Yapıldığı )
• GENEL KURULDA İBRA ( Davalıların İbra Edilmiş Olmasının Sorumluluk Davasına Etkisi Bulunmadığı – Yerel Mahkemece Eksiklikler Gözetilerek Denetime Elverişli Yeni Bir Bilirkişi Raporu Alınacağı/Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gereği )
• BİLİRKİŞİ RAPORLARININ SOYUT VE DENETİME ELVERİŞLİ OLMAMASI ( İddia ve Savunmaları Karşılamadığı ve Çelişkili Olduğu – Ceza Zamanaşımı Nedeniyle Davalıların Tüm Eylemlerinin Tek Bir Zamanaşımı Süresine Tabi Tutulmasının Yerinde Olmadığı )
1163/m. 62,98
6762/m. 309
ÖZET : Dava, kooperatif yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin sorumluluğu sebebiyle tazminat istemine ilişkindir.Kanun ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmayan yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumludurlar.Denetçiler ve yönetimin sorumluluktan kurtulabilmesi için zararın oluşumunda kusurlarının bulunmadığının ispat edilmesi gerekmektedir.Davalılar hakkındaki alacak isteminin dayanağını oluşturan fiiller, dava dilekçesinde, maddeler halinde sayılarak belirtilmiştir. Mahkeme kararında ise her bir sorumluluk iddiasına dair gerekçe bulunmayıp bilirkişi raporlarına atıfta bulunulmuştur. Atıfta bulunulan bilirkişi raporları incelendiğinde; iddia ve savunmaları karşılamadığı, soyut ve denetime elverişli olmadığı gibi raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.Bunun yanı sıra, kooperatif yöneticileri ve denetçilere karşı dava açmak belli bir süreye tabi olup, davacının, zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl içinde davayı açması gerekir. Zarar doğuran fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun zamanaşımı süresine tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o süre tatbik olunur. Mahkemece, davanın, uzamış ceza zamanaşımı süresinde açıldığı ifade edilmekte ise de; sorumluluğun dayanağını oluşturan zararlar, davalıların tek eyleminden kaynaklanmamaktadır. Dolayısıyla, davalıların tüm eylemlerinin tek bir zamanaşımı süresine tabi tutulması yerinde olmadığı gibi yönetici ve denetçilerin ancak görev yaptıkları dönemde oluşacak zarardan sorumlu tutulabilecekleri hususu gözardı edilerek zararın hesaplanmasında böyle bir ayrıma gidilmemesi de yerinde değildir.Davalıların görev yaptıkları dönemlerle zarar doğuran eylemlerinin gerçekleşme tarihlerinin ayrı ayrı tespit edilerek zamanaşımı süresinin başlangıcında bu tarihlerin esas alınması, eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun hangi maddesine temas ettiğinin ve bu maddenin öngördüğü ceza miktarına göre tabi olduğu zamanaşımı süresinin ayrı ayrı belirlenmesi, davalıların genel kurullarda ibra edilmelerinin sorumluluk davasına etkisi olup olmadığının irdelenmesi ve yeni bir bilirkişi heyetinden açıklanan ilkeler doğrultusunda açıklamalı ve denetime elverişli rapor alınıp deliller tartışılmak suretiyle ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın davalı Mehmet A.D. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar İsmail D., Enis K., Hacı K. ve Sait Y. vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar İsmail D., Enis K., Hacı K. ve Sait Y. Vekilleri ile davacı vekili gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalıların, müvekkili kooperatifin yönetim ve denetim kurulu üyesi olduklarını, görev yaptıkları dönemde suç teşkil eden eylemleriyle kooperatifi zarara uğrattıklarını, 25.3.2001 tarihli genel kurulda ibra edilmediklerini, Hesap Tetkik Komisyonu’nca davalıların kooperatifi zarara uğrattıklarının tespit edildiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 9.4.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile 250.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini istemek suretiyle davayı ıslah etmiştir.

Davalılar İsmail D., Hacı K., Enis K., Sait Y. vekili, davanın yükleniciye yöneltilmesi gerektiğini, davanın dayanağı olan Hesap Tetkik Komisyonu raporunun yetersiz olduğunu, müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını, önceki genel kurullarda ibra edildiklerini, dairelerini teslim alan üyelerin eksik işleri yükleniciye tamamlattırdıklarını, tamamlanmayanların bedelini aldıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı Necdet C. vekili, davacı kooperatifin yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüten davalının genel kurullarda ibra edildiğini, Hesap Tetkik Komisyonu raporunu kabul etmediklerini, kooperatife zarar verilmediğini, eksik imalatların tamamlattırıldığını, dairelerin satış bedelinin genel kurul tarafından belirlendiğini, SSK borçlarının ödendiğini, Belediyeyle yaşanan anlaşmazlık sebebiyle inşaatların mühürlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı Mehmet Ali D., görev yaptığı süre içerisinde kooperatif defter ve belgelerinin kendisine verilmediğini, uyarılarının dikkate alınmadığını, denetim kurulu raporu altında imzasının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, eski yönetici ve denetçi olan davalılar hakkında 25.3.2001 tarihli genel kurulda dava açılmasına karar verildiği, denetim kurulu yeni üyelerinden alınan vekaletle davanın açıldığı, davalılar Necdet C., Enis K., Sait Y. hakkında zimmet, İsmail D. hakkında görevi ihmal suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kooperatifin yükleniciye karşı açtığı tazminat davasının kabulle sonuçlandığı, zararın 28.4.2002 tarihli hesap tetkik komisyonu raporuyla öğrenildiği, ıslahın ceza zamanaşımı süresi içerisinde yapıldığı, Hesap Tetkik Komisyonu Raporuna göre yönetim kurulu üyelerinin kooperatifi 1.139.709,15 TL zarara uğrattıkları, görevini kooperatifler hukukuna uygun ifa etmeyen davalı Hacı K.’in yönetim kurulu üyeleriyle birlikte sorumlu olduğu, kooperatif inşaatlarının sözleşme ve projeye aykırı olduğu, sözleşmeler gereği 1. sınıf olması gereken imalatların standart dışı yapıldığı, yöneticilerin, yüklenicinin bu eylemlerine göz yumarak kooperatifi zarara uğrattıkları, kusurlu imalatların anlaşılmasının teknik bilgiyi gerektirmediği, davalı Mehmet Ali D.’un denetçi olarak üzerine düşen görevi yaptığı, gerekli uyarılarda bulunduğu gerekçesiyle, davalı Mehmet Ali D. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüyle 250.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, kooperatif yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin sorumluluğu sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62’nci maddesinde yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunmasıyla ilgili olarak yasa ve anasözleşme hükümleriyle genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürüteceği, kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli olduğu açıklanmış, devamı maddelerde de denetçilere dair çalışma esasları ve yükümlülüklere yer verilmiştir. 1163 Sayılı Kanunun 98’nci maddesi yollamasıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 336/1 ve 5’nci maddesine göre kanun ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmayan yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumlu olacakları belirtilmiştir. Denetçilerin sorumluluğu ise aynı Kanunun 359’ncu maddesinde hükme bağlanmıştır. Anılan maddelerden anlaşılacağı üzere, koperatif yönetici ve denetçilerinin sorumluluktan kurtulabilmesi için zararın oluşumunda kusurlarının bulunmadığının ispat edilmesi gerekmektedir.

Somut olayda, davalılar hakkındaki alacak isteminin dayanağını oluşturan fiiller, dava dilekçesinde, maddeler halinde sayılarak belirtilmiştir. Mahkeme kararında ise her bir sorumluluk iddiasına dair gerekçe bulunmayıp bilirkişi raporlarına atıfta bulunulmuştur. Atıfta bulunulan bilirkişi raporları incelendiğinde; iddia ve savunmaları karşılamadığı, soyut ve denetime elverişli olmadığı gibi raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bunun yanı sıra, kooperatif yöneticileri ve denetçilere karşı dava açmak belli bir süreye tabi olup, T.T.K.nun 309. maddesine göre davacının, zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl içinde davayı açması gerekir. Zarar doğuran fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun zamanaşımı süresine tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o süre tatbik olunur. Mahkemece, davanın, uzamış ceza zamanaşımı süresinde açıldığı ifade edilmekte ise de; sorumluluğun dayanağını oluşturan zararlar, davalıların tek eyleminden kaynaklanmamaktadır. Dolayısıyla, davalıların tüm eylemlerinin tek bir zamanaşımı süresine tabi tutulması yerinde olmadığı gibi yönetici ve denetçilerin ancak görev yaptıkları dönemde oluşacak zarardan sorumlu tutulabilecekleri hususu gözardı edilerek zararın hesaplanmasında böyle bir ayrıma gidilmemesi yerinde görülmemiştir.

Bu durumda, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, yüklenici şirket aleyhine açılan tazminat davasıyla davalılar hakkında görülen kamu davalarına dair dosyalar getirtilerek incelenmesi, mükerrer tazminata hükmedilip edilmediğinin araştırılması, davalıların görev yaptıkları dönemlerle zarar doğuran eylemlerinin gerçekleşme tarihlerinin ayrı ayrı tespit edilerek zamanaşımı süresinin başlangıcında bu tarihlerin esas alınması, eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun hangi maddesine temas ettiğinin ve bu maddenin öngördüğü ceza miktarına göre tabi olduğu zamanaşımı süresinin ayrı ayrı belirlenmesi, davalıların genel kurullarda ibra edilmelerinin sorumluluk davasına etkisi olup olmadığının irdelenmesi ve yeni bir bilirkişi heyetinden açıklanan ilkeler doğrultusunda açıklamalı ve denetime elverişli rapor alınıp deliller tartışılmak suretiyle ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar İsmail D., Hacı K., Enis K., Sait Y. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, davalılar İsmail D., Hacı K., Enis K., Sait Y. yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak temyiz eden davalılara ödenmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sorunuzu bize buradan iletebilirsiniz