Site yönetim planı mı yoksa kat mülkiyeti kanunu mu geçerlidir?-Kemal Özmen

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; tapuda mesken niteliği ile kayıtlı bulunan dava konusu bağımsız bolümün, Yönetim Planının 5. maddesi hükmü karşısında, avukatlık bürosu olarak kullanılıp kullanılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle, kat mülkiyetli bir yapıda Yönetim Planının hukuksal niteliği üzerinde durmak gerekir,
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK)’nun 28. maddesinin birinci fıkrasında; “Yönetim plan yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini yönetici ve denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ail diğer hususları düzenler. Yönetim planı, bütün kat maliklerini bağlıyan bir
sözleşme hükmündedir.” denildikten sonra, İkinci fıkrasında; “Yönetim planında hüküm bulunmıyan hallerde, anagayrimenkulün yönetiminden doğacak anlaşmazlıklar bu kanuna ve genel hükümlere göre karara bağlanır.” hükmü öngörülmüştür. Bu hüküm karşısında; kat mülkiyetli yapının yönetiminin, sözleşme hükmünde olan Yönetim Planı gereğince yapılacağı; çıkan anlaşmazlıklarda Yönetim Planında hüküm bulunduğu
takdirde, öncelikle Yönetim Planında yer alan hükümlerin, aksi takdirde Kat Mülkiyeti Kanunu ve gene hükümlerin uygulanması gerektiği kuşkusuzdur, Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında; avukatlık bürolarının 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK)’nun 24/1 maddesinde düzenlenen yasak işler kapsamına girmediği benimsenmiştir. Ne var ki, 634 sayılı KMK.nun 28. maddesi karşısında ana gayrimenkulün yönetim tarzı,
kullanma maksat ve şekline ilişkin anlaşmazlıkların çözümünde KMK’nun 24.maddesinden önce, yönetim planı hükümlerinin uygulanması gerekir.
Somut olayda Yönetim Planında yer alan, bağımsız bölümlerin münhasıran mesken olarak kullanılacağı hükmü karşısında dava konusu bağımsız bölümün avukatlık bürosu olarak kullanılması mümkün değildir. Yönetim planında sadece doktor muayenehaneleri için bu
kurala istisna getirilmiş olup; bu istisna da yorum yoluyla genişletilemez. O halde Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir