Konut dokunulmazlığı nedir ?

  1. Konut dokunulmazlığı

MADDE 21- (Değişik: 3/10/2001-4709/6 md.)

Kimsenin konutuna dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

Zorla çalıştırma yasağı nedir ?

  1. Zorla çalıştırma yasağı

MADDE 18- Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.

Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.

Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı

  1. Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı

MADDE 17- Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.

(Değişik: 7/5/2004-5170/3 md.) Meşrû müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır

Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması

  1. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması

MADDE 15- Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

(Değişik: 7/5/2004-5170/2 md.) Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması

III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması

MADDE 14- (Değişik: 3/10/2001-4709/3 md.)

Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.

Kanun önünde eşitlik

. Kanun önünde eşitlik

MADDE 10- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. (*)

* 9/2/2008 tarihli ve 5735 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle; bu fıkraya “bütün işlemlerinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenmiş ve bu ibare Anayasa Mahkemesinin 5/6/2008 tarihli ve E.: 2008/16, K.: 2008/116 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 22/10/2008, 27032)

Yasama – Yürütme- Yargı

VII. Yasama yetkisi

MADDE 7- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.

VIII. Yürütme yetkisi ve görevi

MADDE 8- Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.

  1. Yargı yetkisi

MADDE 9- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

Kooperatifin Unvanı Nasıl Belirlenmelidir ?

Kooperatifin Unvanı Nasıl Belirlenmelidir

KOOPERATİFİN UNVANI NASIL BELİRLENMELİDİR?
Kooperatiflerde ticaret unvanı “çekirdek” ve “ek” olmak üzere iki unsurdan oluşur ve bu şekliyle ülke çapında korunur.
Kooperatiflerin unvanlarının Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bir unvandan ayırt edilebilmesini sağlamak için, tescil ettirilecek ticaret unvanını daha önce tescil olunmuş unvanlardan açık biçimde ayırt etmeye yarayacak eklerin yapılması zorunludur. Kullanılan ekin kooperatifin mali durumu veya büyüklüğü bakımından üçüncü kişilerde yanlış bir izlenim yaratmaması, gerçeğe ya da Kamu düzenine aykırı olmaması gerekir.
Ayrıca 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 2.maddesine 3476 Sayılı Kanunun 1.maddesi ile eklenen son fıkrasında “Kooperatif ve üst kuruluşlarının unvanlarında, kamu kurum ve kuruluşlarının unvanlarına yer verilemez” denilmektedir. Köylerin tüzel kişilik olması nedeniyle köy adları kullanılamaz.
Bu doğrultuda;
– Genel bütçeye dâhil kuruluşlar,
– Katma bütçeli kuruluşlar,
– Döner sermaye ile çalışan kuruluşlar,
– İl özel idareleri,
– Köy tüzel kişileri,
– Belediyeler ve belediyelere bağlı kuruluşlar,
– Kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara ait müesseseler, işletmeler, bağlı ortaklıklar,
– Özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan devlet banka ve kuruluşları, kamu kurum ve kuruluşları olarak mütalaa edilmektedir.
Unvanlarda kullanılabilecek bazı ekler ise ancak Bakanlar Kurulu’nun izni ile kullanılabilir: “Türk”, “Türkiye” ve “Milli” kelimelerinin kullanılabilmesi için bu iznin alınmış olması gerekir.
ÖNEMLİ NOT 1 : Yeni kooperatif kuruluşlarının unvan tespitinde, karışıklığa meydan vermemek için rakam, yıl, kelimeler arasında noktalama işaretleri, aynı bölgedeki diğer kooperatif unvanlarına benzer unvanlar kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca, unvanı yazarken ” S.S. ” ibaresini koymadan arama yapılmalıdır.
ÖNEMLİ NOT 2 : Bu arama programı yeni kooperatif kuruluşlarının unvan tespitinde faydalanmanız için tasarlanmış olup bağlayıcı değildir. Seçtiğiniz unvanın müsait olup olmadığı kuruluş başvurunuz anında bilgisayardaki son durumu itibariyle ve başvuru sırasına göre kesinlik kazanacaktır.

Organize Sanayi bölgesinde bulunan katılımcılar alt yapı ihtiyaçlarını Osb den sağlamak zorunda mıdırlar ?-ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK

4562 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca OSB’lerinin yer seçiminin kesinleşmesinden sonra OSB sınırları içinde yapılacak mevzi imar ve parselasyon planları ve değişiklikleri, OSB tarafından yönetmeliğe uygun olarak hazırlanır ve Bakanlığın onayına sunularak, İl İdare Kurulu kararı ile yürürlüğe girer. Yürürlüğe giren mevzi imar planına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları OSB tarafından verilir ve denetlenir. Anılan Kanunun 20. maddesi uyarınca; OSB’lerin ihtiyacı olan elektrik, su, kanalizasyon, doğalgaz, arıtma tesisi, yol, haberleşme, spor tesisleri gibi alt yapı ve genel hizmet tesislerini kurma ve işletme, kamu ve özel kuruluşlardan satın alarak dağıtım ve satışını  yapma, üretim tesisleri  kurma ve işletme hakkı sadece OSB’nin yetki ve sorumluluğundadır. OSB’de yer alan kuruluşlar, alt yapı ihtiyaçlarını  OSB’nin tesislerinden karşılamak zorundadır. OSB’nin izni olmaksızın alt yapı ihtiyaçları başka bir yerden karşılanamaz ve bu amaçla münferiden tesis kurulamaz. Bu kuruluşlar kendilerine tahsis edilen alt yapı kullanma hakkını  başka kuruluşlara devir ve temlik edemez ve başkalarının istifadesine tahsis edemez.

Ekran Resmi 2015-11-24 22.14.45

Organize Sanayi Bölgelerinde Alt Yapı Katılım aidatlarının istenebilme zamanı-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; organize sanayi bölgesi tarafından yönetim ve altyapı aidatı (katılım payı) ile Katma Değer Vergisinin istenebilmesi için mevzi imar ve parselasyon planlarının kesinleşmesi gerekip gerekmediği noktasındadır.

I – 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 12. maddesinde OSB’nin gelirleri arasında sayılan ve anılan Kanunun 16. maddesi uyarınca; müteşebbis heyet tarafından parsel büyüklüğüne göre belirlenecek yönetim aidatları; arsa tahsisi ya da satışı yapılan ve OSB’ye ait yer seçimi kararının kesinleşmesinden itibaren bölge sınırları içinde kalan ve yer seçim kararı ile imar planı yapım aşamasında itiraz  belirtmeyen, mülkiyetleri kendilerine ait arsa sahipleri ile taşınmaz üzerinde bulunan tesis sahipleri tarafından ödenmek zorundadır.

II – 4562 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca OSB’lerinin yer seçiminin kesinleşmesinden sonra OSB sınırları içinde yapılacak mevzi imar ve parselasyon planları ve değişiklikleri, OSB tarafından yönetmeliğe uygun olarak hazırlanır ve Bakanlığın onayına sunularak, İl İdare Kurulu kararı ile yürürlüğe girer. Yürürlüğe giren mevzi imar planına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları OSB tarafından verilir ve denetlenir. Anılan Kanunun 20. maddesi uyarınca; OSB’lerin ihtiyacı olan elektrik, su, kanalizasyon, doğalgaz, arıtma tesisi, yol, haberleşme, spor tesisleri gibi alt yapı ve genel hizmet tesislerini kurma ve işletme, kamu ve özel kuruluşlardan satın alarak dağıtım ve satışını  yapma, üretim tesisleri  kurma ve işletme hakkı sadece OSB’nin yetki ve sorumluluğundadır. OSB’de yer alan kuruluşlar, alt yapı ihtiyaçlarını  OSB’nin tesislerinden karşılamak zorundadır. OSB’nin izni olmaksızın alt yapı ihtiyaçları başka bir yerden karşılanamaz ve bu amaçla münferiden tesis kurulamaz. Bu kuruluşlar kendilerine tahsis edilen alt yapı kullanma hakkını  başka kuruluşlara devir ve temlik edemez ve başkalarının istifadesine tahsis edemez.

OSB Kanununa göre altyapı aidatı; katılımcıların ödemek zorunda oldukları altyapı hizmetlerinin; yol, su, elektrik, doğalgaz, iletişim, kanalizasyon, arıtma ve benzeri gibi ortak tesislerin yapımı ve işletilmesinin karşılığıdır.

Altyapı katılım paylarının (altyapı hizmetlerinin karşılığı olarak ödenmesi gereken) belirlenebilmesi için de, Kanunun 4. maddesinde açıklandığı biçimde mevzi imar ve parselasyon planları ve değişikliklerinin yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış ve kesinleşmiş olması gerekmektedir. İmar ve parselasyon planları kesinleşmeden, katılımcıların altyapı aidatlarından sorumlu tutulmaları olanağı yoktur.

Bu bağlamda katılımcı sıfatının da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun Tanımlar Ve Kısaltmalar başlıklı 3. maddesindeki (katılımcı; organize sanayi bölgelerinde parsel tahsisi veya satışı yapılmış gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder) hükmü Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 23.10.2008 tarih ve 5807 sayılı 10.11.2008 tarihinde yürürlüğe giren Kanun ile değiştirilerek, (katılımcı; OSB’lerde, bir işletmenin kurulması için parsel tahsisi veya satışı yapılanlar ile maliki bulunduğu parselde üretimde bulunan veya bulunmayı taahhüt eden ve bu Kanunun amacına uygun faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiyi ifade eder) biçiminde düzenlenmiştir. OSB’leri Kanununda yapılan bu değişikliğe göre, OSB’lerin kuruluşu aşamasında kendilerine parsel tahsisi ya da satışı yapılmayanların katılımcı durumunda olmadıkları, maliki bulundukları parselde üretimde bulunan ve Kanunun amacına uygun faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerin de Kanundaki katılımcı tanımı değişikliğinin yürürlüğe girdiği 10.11.2008 tarihinden itibaren katılımcı durumuna geldikleri (sıfatını kazandıkları) açıktır.

Bu nedenle OSB Kanununun 3. maddesindeki katılımcı tanımındaki değişikliğin yürürlüğe girdiği 10.11.2008 tarihinden önce davalı tarafın katılımcı sıfatı bulunmadığından, katılımcıların ödemekle yükümlü oldukları altyapı aidatlarından sorumlu tutulma olanağı yoktur.

III – Öte yandan davacı tarafından, yönetim ve altyapı aidat bedellerine ait Katma Değer Vergisinin de talep edildiği anlaşılmaktadır.

Öncelikle belirtilmelidir ki; vergi, kamu giderlerini karşılamak amacıyla yasalarla gerçek ve tüzel kişilerden mali güçlerine göre istenen bir yükümlülüktür. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler, kişilerden kimi kamu hizmetleri karşılığında ya da bir hizmet karşılığı olmaksızın kamu gücüne dayanılarak alınan paralardır ve tüm kamu hizmetleri için yapılan giderlere ortak katılım payını ifade eder.

Katma Değer Vergisi, mal ya da hizmetin üretiminden tüketiciye intikaline kadar her el değiştirme aşamasında alınan genel bir tüketim vergisidir (Prof. Dr. Mehmet Ali Canoğlu- Doç. Dr. Rüstem Hacırüstemoğlu, Vergi Uygulamaları ve Muhasebesi, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş. İstanbul, 1990, sh: 425).
Katma Değer Vergisi de dahil vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ortak özellikleri kamu gücüne dayanılarak tek taraflı iradeyle ve gerektiğinde zorla alınmaları ve bir yasayla konulmalarıdır. Nitekim T.C. Anayasası’nın 73. maddesi, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır”  düzenlemesini içermektedir.

Buna göre vergi yükümlülüğünün konusu, yükümlüsü, matrahı ve oranı ile, vergiden doğan ödev ve usul ilişkilerinin yasayla düzenlenmesi gerektiği gibi; vergi kanunlarının hükümleri içinde esasen vergilendirilmesi gereken bir kısım konuların vergi dışı bırakılmasına ilişkin istisna ve belirli kişiler veya grupların vergi mükellefiyeti dışında bırakılmasına ilişkin muafiyetlerin açıkça yasayla düzenlenmesi gerektiğinde kuşku ve duraksama bulunmamaktadır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun “Verginin konusunu teşkil eden işlemler” başlıklı 1. maddesinde verginin konusunu teşkil eden işlemler; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler, her türlü mal ve hizmet ithalatı ile diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, “Mükellef” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise “Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanların Katma Değer Vergisinin mükellefi olduğu” belirtilmiştir.

Aynı Kanunun “İstisnaların Sınırı” başlıklı 19. maddesinde de; “Diğer kanunlardaki vergi muaflık ve istisna hükümleri bu vergi bakımından geçersizdir. Katma Değer Vergisine istisna ve muafiyetler ancak bu Kanuna hüküm eklenmek veya bu Kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenir. Uluslararası anlaşma hükümleri saklıdır.” hükmüne yer verilmiş, istisnalara ilişkin 17. maddesinin (k) bendinde; organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimleri kanun kapsamı dışında bırakılmıştır.

Katma Değer Vergisi Kanununda belirtilen istisna ve muafiyetler, kapsam ve nitelik itibariyle sınırlı olarak sayılmış olup; OSB’lerin yönetim ve altyapı aidatının muaf tutulmasına dair bir düzenleme bulunmamaktadır.

Açıklanan hukuki olgulara göre, mahkemece öncelikle davalının KDV’sine konu borç aslını ödeyip ödemediği konusu açıklığa kavuşturulmalı, yapılacak belirlemeye göre; asıl borç ödenmemiş ise KDV’nin tek başına istenemeyeceği hususu da gözetilmelidir.

Yerel mahkemece önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ:

Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi

Kooperatif Nasıl Kurulur 2016-ÖZMEN MÜŞAVİRLİK

Kooperatif Nasıl Kurulur

KOOPERATİF NASIL KURULUR?
Bir kooperatif;
-Kurucu en az yedi gerçek veya tüzel kişinin hazırlayacakları anasözleşmeyi imzalaması,
-İmzaların notere tasdik ettirilmesi,
-Noterce onaylı anasözleşme ile Bakanlığımız veya Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüklerine başvurarak kuruluş izni alınması,
-Anasözleşmenin Ticaret Sicili Memurluğuna  tescil ve ilan ettirilmesi suretiyle kurulur ve tüzel kişilik kazanır.

Organize Sanayi bölgelerinde yıkım kararları-ÖZMEN MÜŞAVİRLİK

D6DEsas : 2001/4866Karar : 2002/5400Tarih : 20.11.2002 OSB İMAR PLANLARI
BELEDİYE ENCÜMEN KARARI
RUHSATSIZ VE TECAVÜZLÜ BİNA
ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ
YIKIM KARARI VE PARA CEZASI VERME YETKİSİ

4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanunu uyarınca organize sanayi bölgesi ilan edilen yerlerde 3194 sayılı yasanın 32. ve 42. maddeleri uyarınca yıkım kararı ve para cezası verme yetkisinin 3194 sayılı yasanın 5. maddesinde belirtilen ilgili idarelere ait olduğu, organize sanayi bölgesi yönetim kurulunun bu konuda işlem tesis etme yetkisi bulunmamaktadır.

DAVA VE KARAR:

Edirne İdare Mahkemesinin 24.5.2001 günlü, E:2000/625, K:2001/401 sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.DANIŞTAY 6. DAİRE KARARI:

Dava, …, … ilçesi, Organize Sanayi Bölgesinde bulunan … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki fabrika bahçesine yol ve yan çekme mesafelerine tecavüzlü şekilde ruhsatsız olarak yapılan üç ayrı yapının 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca yıktırılmasına ilişkin 7.7.2000 günlü, 2000/692 sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, özel kanun niteliğindeki 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile farklı tüzel kişiliğe uygulama ve denetleme yapma yetkisi verilen bir konuda belediye encümenince alınan dava konusu kararda yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş; bu karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

15 Nisan 2000 günlü, 24021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 4. maddesinin 5. ve 6.fıkralarında “Organize Sanayi Bölgeleri sınırları içerisinde yapılacak mevzii imar ve parselasyon planları ve değişiklikleri OSB tarafından yönetmeliğe uygun olarak hazırlanır ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığının onayına sunularak il idare kurulu kararı ile yürürlüğe girer. Onaylı OSB imar planları ilgili kurumlara bilgi için gönderilir.

Yürürlüğe giren mevzii imar planlarına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin gönderilmesi, inşaası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler OSB`ce verilir ve denetlenir ” hükümlerine yer verilmiş, anılan Yasanın Geçici 1. maddesinde de ” Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kanunun amacına uygun biçimde oluşan OBS`ler, Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde durumlarını bu Kanuna uygun hale getirilir ” hükmü yer almıştır.

3194 sayılı İmar Kanununun 2. maddesinde; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşaa edilecek resmi ve özel bütün yapıların bu kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş; tanımlar başlıklı 5. maddesinde, ilgili idare, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye, dışında valilik olarak belirlenmiş, aynı Kanunun 32. maddesinde de ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı olarak başlayan yapılar hakkında ne gibi işlemler yapılacağı sayılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, … İli, … İlçesi, Organize Sanayi Bölgesinde bulunan … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapıldığının, ayrıca yol ve yan çekme mesafelerine tecavüzlü olarak üç ayrı ruhsatsız yapı yapıldığının davalı idare elemanları tarafından 6.7.2000 günlü tutanakla tespit edilmesi üzerine dava konusu 7.7.2000 günlü 2000/692 sayılı belediye encümeni kararı ile anılan aykırılıklar nedeniyle yıkım kararı alındığı, İdare Mahkemesince ise, Organize Sanayi Bölgelerinde imara ilişkin olarak belediyelerin yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.

4562 sayılı Kanun ile Organize Sanayi Bölgelerine tanınan yetki, bu alanda arazinin kullanımı, yapı ve tesislerin projelendirilmesi, inşaası ve kullanımıyla ilgili diğer bütün izinler ve ruhsatların verilmesi ve denetlenmesi ile sınırlı olup, sınırlı olarak tanınan bu yetkinin kullanılabilmesi için de Organize Sanayi Bölgelerinin faaliyete geçmiş olması gerekmektedir.

Dolayısıyla, faaliyete geçmiş bir Organize Sanayi Bölgesinde izinler ve ruhsatların verilmesi ve denetlenmesi dışında dava konusu olayda olduğu gibi bir yapı hakkında yıkım kararı alınması veya imar para cezası verilmesi hususlarında 3194 sayılı Kanunun 5. maddesinde belirtilen “ilgili İdareler” yetkilidir.

Bu durumda, yukarıda anılan yasal düzenlemeler uyarınca faaliyet geçmiş bir organize sanayi bölgesinde yıkım kararı alma konusunda belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler yetkili olduğu gibi, … Organize Sanayi Bölgesinin, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten sonra 23.10.2000 günlü 12829 Sanayi ve Ticaret Bakanlığı onayı ile kurulduğu hususu da gözönünde bulundurulduğunda, Organize Sanayi Bölgesinde davalı belediyenin imara ilişkin olarak yetkisi bulunmadığından bahisle dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle, Edirne İdare Mahkemesinin 14.5.2001 günlü, E:2000/625, K:2001/401 sayılı kararının (BOZULMASINA), …, dosyanın adı geçen mahkemeye (GÖNDERİLMESİNE), oybirliğiyle karar veril

Organize Sanayi bölgelerinin tüzel kişiliği-ÖZMEN MÜŞAVİRLİK

Y4HDEsas : 2001/13004Karar : 2002/3899Tarih : 01.04.2002

DAVA VE KARAR:

Davacı İstanbul İkitelli OKS. Bölgesi Müteşebbis Teşekkül Başkanlığı vekili Avukat Ufuk Tavşancıl tarafından, davalı SS. Metal-İş K. SS. Yapı Koop. aleyhine 1/10/1999 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 6/2/2001 günlü kararın Yargıtay`ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ KARARI:Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının tüzel kişiliği bulunmadığı benimsenerek, aktif dava ehliyeti olmadığı nedeniyle dava reddedilmiştir.
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri yasasının 5. maddesinde, Organize Sanayi bölgelerinin özel hukuk tüzel kişisi olduğunun açıklandığı, 11. maddesinde temsil ve ilam şeklinin düzenlendiği, 13. maddede ise tüzel kişiliğin iktisabından söz edildiği görülmektedir. Yine aynı yasanın geçici 1 ve devamı maddelerde ise, yasanın yürürlük tarihinden önce oluşan organize sanayi bölgelerinin intibak süresi içinde yasaya uygun hale getirilmeleri ve daha önceki dönemdeki işlemlerinin geçerli olduğu hususları düzenlenmiş bulunmaktadır. Temyiz aşamasında sunulan belgelerden ise, davacının geçici 1. madde doğrultusunda uyum çalışmalarının ve tüzel kişilik kazanma işlemlerinin sürdüğü anlaşılmaktadır. İşlemlerin tamamlanması ve davacının tüzel kişilik kazanması durumunda, yukarıda belirtilen geçici maddeler itibarıyla geçmişe yönelik sonuç doğuracağı belirgindir.
Açıklanan bu hususlar ve özellikle 4562 sayılı yasanın geçici 1. maddesi hükmü gözetilmeden, davacının tüzel kişiliği bulunmadığı kabul edilerek davanın reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:

Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 1/4/2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Organize Sanayi Bölgelerinde Elektriğin Osb yönetiminden alınma zorunluluğu bulunmakta mıdır ?-ÖZMEN MÜŞAVİRLİK

Y4HDEsas : 2005/7236Karar : 2006/5230Tarih : 03.05.2006 ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ ELEKTRİK DAĞITIMI
MEN`İ MÜDAHALE TALEBİ

Davacı, Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren davalılardan S…. Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin diğer davalı B…. Enerji Elektrik Üretimi Oto Prodüktör Grubu A.Ş. ile davacıdan izin almaksızın elektrik ihtiyacını bu şirketten karşılamak üzere sözleşme yaptığını, ancak organize sanayi bölgesinin 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgesi Kanununa tabi olduğunu, OSB`lerin ihtiyacı olan elektrik, su, kanalizasyon, doğalgaz, arıtma tesisi, yol, haberleşme ve spor tesisleri gibi altyapı ve genel hizmet tesislerini kurma ve işletme, kamu ve Özel kuruluşlardan satın alarak dağıtım ve satışını yapma, üretim tesislerini kurma ve işletme hakkının sadece organize sanayi bölgesinin yetki ve sorumluluğunda olduğunu belirterek davacıdan izin almaksızın davalılar arasında enerji temini amacı ile imzalanan sözleşmenin feshi ile bu yönde tesis kurma şeklindeki enerji temini fiiliyatının ve yetki tecavüzü yönündeki müdahalenin men`i isteminde bulunmuştur.

DAVA VE KARAR:

Davacı I….D…….Organize San. Bölgesi Başkanlığı vekili tarafından, davalı B..,. Enerji Elektrik Üretim Oto Prodüktör Grubu A.Ş. ve S…. San. ve Tic. A.Ş. aleyhine 04.03.2003 gününde verilen dilekçe ile sözleşmenin feshi ve müdahalenin meni istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 28.12.2004 günlü kararın Yargıtay`ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde İstenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldüYARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı, Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren davalılardan S…. Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin diğer davalı B…. Enerji Elektrik Üretimi Oto Prodüktör Grubu A.Ş. ile davacıdan izin almaksızın elektrik ihtiyacını bu şirketten karşılamak üzere sözleşme yaptığını, ancak organize sanayi bölgesinin 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgesi Kanununa tabi olduğunu, OSB`lerin ihtiyacı olan elektrik, su, kanalizasyon, doğalgaz, arıtma tesisi, yol, haberleşme ve spor tesisleri gibi altyapı ve genel hizmet tesislerini kurma ve işletme, kamu ve Özel kuruluşlardan satın alarak dağıtım ve satışını yapma, üretim tesislerini kurma ve işletme hakkının sadece organize sanayi bölgesinin yetki ve sorumluluğunda olduğunu belirterek davacıdan izin almaksızın davalılar arasında enerji temini amacı ile imzalanan sözleşmenin feshi ile bu yönde tesis kurma şeklindeki enerji temini fiiliyatının ve yetki tecavüzü yönündeki müdahalenin men`i isteminde bulunmuştur.

Davalılar ise davalı S…. Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu`nun 1/19. bendinde tanımlanan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu`nca belirlenen elektrik enerjisi miktanndan daha fazla tüketimde bulunması nedeniyle “Serbest Tüketici Belgesine” sahip olduğunu, bu kanuna dayalı çıkarılan yönetmeliğin 7. maddesine göre organize sanayi bölgesi içinde olsa dahi serbest tüketicinin tedarikçisini serbestçe seçme hakkına sahip olduğunu belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

Mahkemece, mahallinde keşif yapılarak alınan bilirkişi kurulu raporuna göre serbest tüketici olan davalı S…Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin ihtiyacı olan elektrik enerjisini istediği tedarikçiden serbestçe temin edebileceği, 4628 sayılı Enerji Piyasası Kanunu`nun 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununa göre daha özel nitelikte bir kanun olduğundan uyuşmazlığın 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu`nun 1. maddesine göre bu yasanın amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetim sağlanmasıdır. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre bu yasa; elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı, toptan satışı, perakende satışı, perakende satış hizmeti, ithalat ve ihracatı ile bu faaliyetlerle ilişkili tüm gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerinin Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu`nun kurulması ile çalışma usul ve esaslarını ve elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının özelleştirilmesinde izlenecek usulü kapsar.

4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu`nun 1. maddesine göre bu kanunun amacı, organize sanayi bölgelerinin kuruluş, yapım ve işletilmesi esaslarını düzenler. Aynı kanunun 2. maddesine göre bu yasa organize sanayi bölgelerinin ve üst kuruluşlarının oluşumunu, organlarını, işleyişini, yönetim ve denetimini düzenleyen hükümler ile bunlara ilgili kişi ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen hükümleri kapsar.

Bu düzenlemelere göre 4628 sayılı Elektrik Piyasası Yasası elektrik üretimi, dağıtımı ve satışını devlet tekelinden alarak, özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişilere verilmesini düzenleyen tüm yurt genelinde uygulanan, genel hükümleri içeren bir kanundur. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ise, sadece Organize Sanayi Bölgesi (OSB) içindeki gerçek ve tüzel kişiler yönünden düzenleme getirmekte oup, özel bir kânundur. OSB`de yer alan kuruluşlar, OSB Yasası`nın 20. maddesine göre, alt yapı ihtiyaçlarını OSB`nin tesislerinden karşılamak zorundadırlar. OSB`nin izni olmaksızın alt yapı ihtiyaçları başka yerden karşılanamaz ve bu amaçla münferiden tesis kurulamaz. Açıklanan nedenle davada özel kanun niteliğindeki 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu`nun uygulanması gerekirken, yanılgılı düşünce ile genel nitelikteki 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve bu kanuna dayalı çıkarılan yönetmeliğe göre “serbest tüketici belgesi” olan davalının ihtiyacı olan elektrik enerjisini istediği tedarikçiden serbestçe temin edebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Ayrıca, HUMK.nun 275. maddesi uyarınca “mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dînlenemez.” Somut olay, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir niteliktedir. O nedenle, bilirkişi düşüncesine başvurulması maddeye açık aykırılık oluşturur. Anılan yönler gözetilmeden karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:

Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi

KOOPERATİF ORTAĞINA ZAMANINDA KONUT TESLİMATI YAPILAMAMASI-ÖZMEN MÜŞAVİRLİK

KOOPERATİF ÜYESİNE KONUT TESLİMATI YAPILAMAMASI ( Kira Zararı ) KİRA ZARARI ( Konut Teslim Edilemeyen Kooperatif Üyesinin ) EŞİTLİK İLKESİ ( Kooperatif Üyesine Konut Teslimi Yapılamaması ) HUMK.74, 75, 76 1163 Sa.Ka.23 Diğer üyelere teslimine rağmen, 1163 sayılı Kooperatifler Yasası`nın 23. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesi gereğince davacıya teslimi gereken daire teslim edilmemiş ise; davacı, diğer üyelere dairenin teslim edildiği tarihten ilk davanın açıldığı tarihe kadar oluşan 27 kira kaybını isteyebilir.

 

Ekran Resmi 2015-12-13 08.58.09
Evren ÖZMEN-Mesleki yayınlar

Birden Fazla parselde bulunan kooperatif veya Sitelerde yönetim planı hazırlanırken dikkat edilecek hususlar-ÖZMEN MÜŞAVİRLİK

sitenin parsel ya da parsellerde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulup kurulmadığı, bir ya da birden fazla parsel üzerinde olup olmadığı,
birden fazla parsel üzerinde bulunuyorsa 5711 Sayılı Kanun ile değişik Kat Mülkiyeti Yasasının 66 ve 67. maddeleri gereğince toplu yapıyı oluşturan imar parselleri ve ortak yerlerin tapuda birbirleriyle bağlantılarını sağlamak suretiyle irtibatlandırılıp irtibatlandırılmadığı sorularak buna dair tapu kayıtlarının ve toplu yapı yönetim planı örneğinin, toplu yapı kurulmamış ise ilgili ada ve parsellere ait tapu kaydı ile yönetim planı örneklerinin tapu müdürlüğünden,

İşyeri yapı kooperatifinin inşaat yapım işine ait malve hizmet alımına uygulanacak KDV oranı- ÖZMEN MÜŞAVİRLİK

İşyeri yapı kooperatifinin inşaat yapım işine ait malve hizmet alımına uygulanacak KDV oranı  

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, işyeri yapı kooperatifinizin inşaat yapımı ile ilgili beton, kum, çimento, ustalık, demir, teçhizat gibi mal ve hizmet alımları ile makine araç ve ekipman alımlarında uygulanacak KDV oranı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep ettiği anlaşılmaktadır.

            3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu hükme bağlanmış, aynı Kanunun 17/4-k maddesi ile de organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimleri KDV’den istisna edilmiştir.

            KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.

            Organize sanayi bölgesi veya küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla, müteşebbis heyet, kooperatif veya diğer isimler altında iktisadi işletmeler oluşturulmaktadır. Bu organizasyonlar, arsayı temin etme, altyapıyı tamamlama, işyerlerini inşa etme gibi hizmetlerin tamamını veya bir kısmını yürütmek üzere kurulmaktadır.

            Sözü edilen organizasyonların sadece arsa teslimleri ile işyeri teslimleri istisna kapsamına alınmıştır. Bu organizasyonların yapacakları her türlü hizmetler ile arsa ve işyeri dışındaki teslimlerinin yanı sıra bölge ve site dışındaki arsa ve işyeri teslimleri de genel hükümler çerçevesinde KDV’ye tabi olacaktır. Ayrıca bunlara yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları genel hükümler çerçevesinde KDV’ye tabidir.

Ekran Resmi 2016-01-15 09.18.29

            Buna göre, işyeri yapı kooperatifinizin inşaat yapımı ile ilgili beton, kum, çimento, ustalık, demir, teçhizat gibi mal ve hizmet alımları ile makine araç ve ekipman alımları genel hükümler çerçevesinde KDV’ye tabi olup, bu mal ve hizmetlere uygulanacak oranlar, bu mal ve hizmetlere ilişkin olarak 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki listelerde yer alan oranlar esas alınarak belirlenecektir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.